HIV / AIDS Nedir?

‘Durumunuzu Bilin’

HIV/ AIDS ilk defa tanımlandığı 1980’li yıllardan günümüze, din, dil, ırk, cinsiyet ve ülke ayrımı yapmadan hızla yayılmaya devam etmektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de HIV/AIDS ile mücadelede, hastalığın yayılımının sınırlandırılması hatta durdurulması, öncelikle hastalığın bulaşma yolları konusunda toplum farkındalığının artırılmasıyla mümkün olabilecektir. Bu bağlamda uluslar arası sağlık kuruluşları  1988 yılından beri HIV/AIDS konusunda toplum farkındalığını arttırmak, toplumu HIV’ın bulaşma yolları hakkında bilgilendirmek amacıyla 1 Aralık gününü Dünya AIDS Günü olarak belirlemiştir. Her yıl konuya dikkat çekmek amacıyla farklı temalar kullanılmaktadır. Bu yılın ana teması “Know your status – Durumunuzu bilin” olarak belirlenmiştir.

AİDS Nedir?

AİDS (Acquired Immune Deficiency Syndrome) Türkçe’de ‘Edinilmiş Bağışık Yetmezlik Sendromu’ olarak adlandırılır. AİDS, HIV pozitif kişide, tedavisiz kalınması durumunda gelişen ciddi enfeksiyonların ve kanserlerin oluşturduğu hastalıklar bütününü ifade eder.

HIV Nedir?

HIV (Human Immunodeficieny Virus); Türkçe’de ‘İnsan Bağışık Yetmezlik Virusu’ olarak adlandırılır. HIV vücuda alındıktan sonra uygun tedaviyle kontrol altına alınmazsa bağışıklık sistemini zayıflatarak çalışamaz duruma getirir.

AİDS’in Dünyada ve ülkemizdeki görülme sıklığı nedir?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün 2017 raporuna göre dünyada yaklaşık 36.9 milyon HIV ile yaşayan insan bulunmaktadır ve bunlardan 21.7 milyonu tedavi altındadır. Enfekte olanların 1.8 milyonu 15 yaş altı çocuklardır. DSÖ verilerine göre 2017 yılında 1.8 milyon kişi HIV ile infekte olmuş ve 940 000 kişi AİDS ile ilişkili hastalıklardan yaşamını kaybetmiştir2.

Son yıllarda etkili ve yararlı yeni ilaçların bulunması, halka yönelik bilinçlendirme ve eğitim çalışmalarıyla hastalığın tedavisinde büyük bir başarı sağlanmıştır. Ancak, halen HIV enfeksiyonu ciddi ve tedavi edilmezse ölümcül olabilen bir hastalıktır.

HIV korkulduğu kadar bulaşıcı değildir. En önemli bulaşma yolları;

Korunmasız cinsel ilişki:

HIV’ın en sık bulaşma şeklidir. Bulaşma riski değişse de anal, vajinal ve oral yoldan, korunmasız (kondom, kılıf, kaput, prezervatif) olarak yapılan her türlü cinsel ilişkiyle bulaşabilmektedir.

Kan ve kan ürünleriyle bulaşma:

İçinde virus bulunan kan ve kan ürünleri (eritrosit, plazma, trombosit gibi) veya organ nakilleriyle hastalık bulaşabilmektedir. Sağlık çalışanlarının HIV pozitif hastaların tedavileri sırasında hastalara kullanılan delici ve kesici aletleriyle yaralanmaları diğer bir bulaşma yoludur.

Madde kullanımı:

Damar içi madde kullanımı sonrasında ortak enjektör kullanımıyla HIV bulaşabilir.

Anneden bebeğe bulaşma:

HIV, gebelik süresince, doğum sırasında vücut sıvıları ve emzirme sırasında bebeğe geçebilmektedir. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde bulaşma olasılığı %20-30’a kadar çıkabilir.

HIV sosyal ilişkiler sırasında bulaşmaz!

  • Dokunmak, tokalaşmak, sarılmakla,
  • Gözyaşı, ter ve tükürükle,
  • Aynı yerde oturmak, aynı havayı solumakla,
  • Aynı havuzu, banyoyu, tuvaleti, saunayı, duşu paylaşmakla,
  • Giysilerin ortak kullanılmasıyla,
  • Tabak, çatal, kaşık, bıçak, bardak paylaşılmasıyla,
  • Telefon kulaklığı, kapı tokmağıyla,
  • Sivrisinek, böcek, arı sokmasıyla HIV bulaşmamaktadır.

HIV tanısı için kan testi yaptırılmalıdır

HIV vücuda girdikten sonra uzun yıllara (2-15 yıl) herhangi bir belirti vermeyebilir. Dolayısıyla korunmasız cinsel ilişkiye giren, riskli davranışlarda bulunan kişilerin korkmadan kan testi yaptırmaları gerekmektedir. HIV tanısı ancak laboratuvar testleriyle saptanabilir. Korunmasız ilişkiler sonrasında en erken 2.5 hafta sonra kanda pozitiflik saptanabilir, ancak tamamen yok diyebilmek 3. ayda yapılacak testle mümkündür.

HIV Tedavisi nasıl yapılır?

DSÖ’nün kronik hastalıklar listesinde yer alan HIV, 1996 yılından bu yana kullanılan antiretroviral (HIV’ı baskılayan ilaçlar) sayesinde kontrol altında tutulmaktadır. Erken dönemde başlanan ilaçların doğru ve etkin kullanılması sayesinde HIV pozitif kişilerde yaşam kalitesi artmakta ve yaşam süresi uzamaktadır. Ülkemizde HIV ilaçları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmektedir.

HIV’den nasıl korunulabilir?

Diğer pek çok enfeksiyonda olduğu gibi HIV önlenebilir bir hastalıktır. Günümüzde HIV’den koruyucu etkin bir aşı yoktur. Korunma önlemleri tedaviden çok daha etkili ve ucuzdur. Riskli kişilere uygun testler yapılarak HIV pozitif bireylerin tedaviye alınması diğer kişilere bulaşmasını da engelleyecektir.

Başlıca HIV’den korunma önlemleri;

  • Her türlü ve her cinsel ilişkide doğru kondom (prezervatif) kullanımı kişileri hem HIV hem de olası diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korur.
  • Ortak enjektör (şırınga) asla kullanılmamalıdır.
  • Kan ve kan ürünleri HIV yönünden test edilmelidir. Organ ve doku nakilleri öncesinde gerekli testler yapılmalıdır.
  • HIV pozitif anne için doğum öncesi ve doğum esnasında gerekli önlemler alınmalı ve bebek emzirilmemelidir.

Unutulmamalıdır ki HIV/AIDS tüm toplumu ilgilendiren bir enfeksiyon hastalığıdır. Bulaşma yollarının bilinmesi, pozitif kişilerin tedavilerine uyum göstermesi ve HIV pozitif kişilerin dışlanmaması önemlidir.

Bu yazı Doç. Dr. Süda Tekin tarafından hazırlanmıştır.

Daha ayrıntılı bilgi için Enfeksiyon Hastalıkları bölümümüzle iletişime geçebilirsiniz.

 

 

 

Kaynaklar
  1. http://www.unaids.org/en/resources/presscentre/featurestories/2018/september/20180917_WAD_theme (Erişim tarihi 20.11.2018)
  2. https://www.who.int/gho/hiv/en/ (Erişim tarihi 20.11.2018)

Yorum ekle